Home Contact Sitemap

Ayhanca Bakışlar

Silgi kullanmadan resim çizme anıtına hayat denir.

Hakkımda


Yaş kırka vardı, Yolu yarıladı ömrüm, Ununu eledi çoktan, Eleğini astı gönlüm...

Bağlantılar

  • Netlog Sayfam
  • For You (Forum sizin için)
  • Buz Tv (Test Yayını)
  • GençYorum (Forumumuz)
  • Diğer Bir Adresimiz
  • Diğer Bir Adresimi 2
  • TV'de Bugün
    Günlük Burç

    Arkadaşlarım

    RSS

    Kategorilerim

    Son Yorumlar

    Son Yazılar

    Optimus Keyboard

    Bu klavye ile Q ve F klavye sorunu da çözülmüş olur. Tabii biraz pahalı bir çözüm. Düşünün oyun ya da photoshop benzeri bir program açtığınızda klavyeniz o programa özel hale geliyor
    devamı>>>

    4 MEVSİMDE KAPADOKYA

    9/11/2009 | Kategori:rastgele

     4 Mevsimde Kapadokya - FotogaleriDünyanın en ilginç yer oluşumlardan Peribacaları, yer altı sığınakları ile Türk turizminin en önemli merkezlerinden biri olan Kapadokya, yazınolduğu gibi kışın da yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı olurken birsbirinden güzel manzaralar ortaya çıkartıyor..


    Milattan önce 8 bin yılları Neolitik döneme kadar uzanan köklü tarihinde Frig, Asur Ticaret Kolonileri, Hitit, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı gibi 8 farklı medeniyete ve 20'ye yakın krallık benzeri toplum yapısına ev sahipliği yapan Kapadokya, doğal görünümüyle yüz binlerce insanı kendisine çekiyor.

    Yılda yaklaşık 2 milyon turisti misafir eden bölgede, Roma baskısından kaçarak Anadolu'ya kadar gelen ilk Hristiyanlar'ın ana mekanlarından olan 200'e yakın yeraltı yerleşim mekanı ile 450'ye yakın kilise, manastır ve şapel bulunuyor.

    Yükseltileri kimi yerde 40 metreye ulaşan peribacalarının kaynaklık ettiği bölge, Amerika'dan Avustralya'ya kadar dünyanın her yerinden insanı 4 mevsim misafir ediyor.

    4 Mevsimde Kapadokya - Fotogaleri



    4 Mevsimde Kapadokya - Fotogaleri



    4 Mevsimde Kapadokya - Fotogaleri



    4 Mevsimde Kapadokya - Fotogaleri




    Fotoğraflarda güzel görünmenin sırları

    12/8/2009 | Kategori:rastgele

    Fotoğraflarda güzel görünmenin sırlarıHerkes fotoğrafının çekilmesinden hoşlanmaz. Fotojenik olunacağını bilmiyorsanız, kameraya bakıp durursunuz, bu da işe yaramaz. Peki bazı insanlar resimlerde nasıl hep güzel çıkıyor?

    Reader's Digest dergisinde yer alan haberde, fotoğraflarda iyi görünmek için dikkat edilmesi gereken 10 maddeye bir gözatın:

    1. Gözlerinizi objektifin biraz yukarısına odaklayın, başınızı biraz ileri doğru götürün ve çenenizi hafifçe eğin.

    2. Dilinizi dişlerinizin arkasında tutarak gülümseyin. Böylece yüzünüz gergin görünmeyecektir.

    3. Kollarınızı yanınızda tutun, fakat yanınıza yapıştırmayın. Doğal görünmek için, vücudunuzdan biraz uzakta olmalılar.

    4. Fotoğraf çekilmeden önce aynanın karşısına geçip mimiklerinize inceleyip nasıl güzel göründüğünüze bakın.

    5. Genel kural olarak, sopa yutmuş gibi durmayın, rahat olun.

    6. Fotoğraflar her şeyi abartabilir, bu nedenle makyajla bunu önleyebilirsiniz. 30 yaşın altındaki kadınlar için, küçük bir maskara ve dudak parlatıcısı; 30 yaşın üzerindekiler ise iyi bir kapatıcı kullabilirler.

    7. Klasik örnek pozları deneyin. Klasik model pozunda beden 3/4 oranında kameraya doğru çevrilir; objektife tamamen düz bakılmaz.

    8. Ayakta fotoğraf çektirirken karın içeride, omuzlar geride, omurganın da düz olması gerekiyor.

    9. Fotojenik çıkan insanların fotoğraflarını inceleyin. Rahatlamış ya da çok neşeli, canlı insanları gözlemlemek ve onlar gibi yapmak en iyi sonuçları ortaya çıkaracaktır.

    10. Ferah hissetmek için, gözlerinizi kapatmayı deneyin, fotoğraf çekilmeden önce gözlerinizi açın.

    Sultan Selim'in Kazdağlarındaki küpesi

    10/8/2009 | Kategori:rastgele

    Sultan Selim'in Kazdağlarındaki küpesiYavuz Sultan Selim gerçekten Allah'ın kölesi olduğunu hatırlamak ve hatırlatmak için mi küpe takardı. Onun Kazdağları'na götürülen küpesinin sakladığı sır aydınlatılabilir mi?

    Bu ilginç sorularla yolma çıkıyor, İda'nın merhameti adlı roman ve okurları bir edebiyat ziyafetine çağırıyor... Yavuz Sultan Selim'in fedaileri olan solak yeniçerilerinin cansiperane sadakatlari ile gerçek adı Adelayda iken Taçlı Hatun’a dönüşerek Hafız'ın elinden tutup destansı bir aşk yaşadığı mekanlarda günümüzün yalanlara ve ihtiraslara kurban edilen ilişkilerini bir arada sorgulamaktan her yazarın harcı değil. Hele de bunu tarihi gerçeklikleri değiştirmeden başarmak...

    Doğan Erdem, kendini bu yükün altına sokup, ustaca da çıkmayı başarmış bir yazar.  

    Bir yazarın ilk romanının oldukça iddialı piyasa sürülmesi, 'okur geçer' okuru etkilese ve satışlara olumlu yansısa da 'seçici ve kalıcı' okurları her zaman ürkütür ve kitapla arasına mesafe koyar. Doğan Erdem’in ilk romanı İda’nın Merhameti'nin oldukça iddialı piyasaya sürülmesi 'okur geçer' kitleyi nasıl etkiledi bilinmez ama okumayı  yaşam biçimi haline getirmiş okur kitlesine, pek çok 'iddialı eser' gibi sadece 'acaba' sorusunu sordurdu.  

    Çünkü son dönemde okuru 'tavlamak' için kullanılan tarihi soslar, gizemler ve yöresel özelliklerin hepsi bu kitapta mevcuttu.  Hele de hastalık haline gelen yayıncının kitabı ve yazarı göklere çıkartma hastalığı da göz önüne alındığında İda'nın kitabına merhamet gösterip göstermemek konusunda okurların kafası hayli karıştı.

    Fakat, Postiga Yayınları’nın eser konusundaki iddiası
    hiç de boş değil. Doğan Erdem'in tarihi ve sosyal konularda oldukça derin araştırmalar yapıp, popüler kültür ve siyasetle ilgili tecrübeleri il yöresel folklor bilgilerini ustaca yoğurarak ilk romanında alkışı hak edecek usta kurgular oluşturmayı başarmış.

    1965 yılında Ankara Şereflikoçhisar’da doğan yazar Doğan Erdem, Maliye Bakanlığı Gelirler Kontrolörü olarak yedi yıl çalıştıktan sonra uluslararası işletme yüksek lisansı yapmış ve mali hukuk doktorasına devam ediyor. Yazarın ilk romanıda edebiyat, sosyoloji, siyaset, aşk, meşk, tarih ve milotoljik konulara hakimiyetinin yanı sıra dil ustalığını da gözler önüne sermesi gelecek adına da umut verici...

    Hem taklidin önüne geçmek hem de okura kaliteli  kitap sunmak amacıyla metalize kapak kullanılan ve 27 TL barkod fiyatıyla raflarda boy gösteren 500 sayfalık İda'nın Merhameti gerçekten ödenen her kuruş için helal olsun dedirtecek bir roman. Kitabın kalınlığı ilk etepta göz korkutsa da, kurgusu, dili ve yazarın anlattığı konulara hakimiyetinin yanı sıra olayları adeta film seyrediyormuş gibi yalın ve görsel anlatımla sunması okuyanı hiç de sıkmıyor. Hatta bir an önce bitmesi için daha da şevklendiriyor.  

    Osmanlı tarihi ile günümüzün yazılmakta olan tarihi arasındaki laibrentlerde okuru ustaca gezdiren yazar, finale doğru kafalarda oluşan soru işaretlerini bir bir cevaplayarak, günümüzün kokuşmuş ilişkilerini, medya ve akademi dünyasının sembol profillerini ve insani değerlerin nasıl çürüdüğünü, çürütüldüğünü bütün çıplaklığı ile okurun gözleri önüne seriveriyor.

    'Saygın' bir gazetenin şişkin egolu ve şarap uzmanı eski solcu genel yayın yönetmeninin 'gazetecilik merakı'nın depreşmesi sonucu Yavuz Sultan Selim'in neden küpe taktığı sorusuna cevap araması ile başlayan macera Kaz Dağı'nda Mısıratlı Köyünde gelişen şaşırtıcı olaylarla son buluyor.

    Kaz Dağları’nın gölgesinde, tarihin, efsanelerin tam ortasında kendi kaderleriyle yüzleşecek altı insan, derme çatma bir konakta, Merhamet Amca’nın hikayeleriyle yoğrulan bir yolculuğa çıkıyorlar. Yavuz Sultan Selim’in küpesinin peşinde olan genel yayın yönetmeni Behzat, ona bu yolculuğunda eşlik eden eski bir “yol” arkadaşının kızı olan 'çakma Eylem, Mısıratlı Köyü’ne ölen kocasının anısıyla yüzleşmeye gelen Zeynep, gizemli bir İstanbullu olan Burak Bey ve hikayeye burada katılan Ayla ve Murat.

    Örselenmiş yaşamlar, aşk kırgınlıkları, duygu ve şehvetin esirliği, insanın içimizdeki kötülüğün açığa çıkması, saplantılı tutkuların hüküm sürdüğü öyküler, romanın paralel kurgusunda ilerleyen okurları Yavuz Sultan Selim, solaklar ve Osmanlı Tarihi’ne hayat veren Hasan Can’ın varaklara işlenen el yazmalarıyla kesişiyor.

    İda’nın Merhameti, Tebriz’in Osmanlı'ya teslim olan sokaklarından geçerek, Barselona’nın geniş meydanlarında akademik kariyer peşinde koşan bir genç kızın elinden tutup, okurui Kaz Dağlarında sahil göre sarp yamaçlı bir köye götürerek, 'Bu yurdun çözülmeyi bekleyen tarihi gizemleri varken yurt dışında neyin peşindeydim' sorusuna şahitlik ettiriyor.. 

    Mısır’ın ve  İstanbul yaşantısından esintiler ile portreler eşliğinde, okuru Kaz Dağları’nın efsanelerle ve mitlerle çevrelenmiş ve içinde sonsuz zenginlikleri barındıran atmosferini solumaya davet eden roman, Adelayda’nın Taçlı Hatun’a dönüşen yazgısının üzerinden yüzyıllar geçtikten sonra bile, aşkın ve aldatmanın daha pekçok kadının yoluna çıktığını gösterip, kahramanların düş kırıklıklarını ve sevinçlerini okura onlarla birlikte yaşatmayı başarıyor.

    Aşkın, tarihsel gizemlerin ve tutkulu insanların yaşamdan kopup getirdikleri öykülerile oluşan ve insani değerlerin çürümesine tanıklık ettiren roman, aşk hiyakelerinden, sosyal sorgulamalara ve tarihi vakalardan, mitolojik unsurlara kadar okumayı seven her kesime değişik hazlar verecek bir eser.

    Profesyonel bir okur olarak eserde kurguyu tırmalayan en bariz unsurun 'definecinin' romana dahil edilişi diyebiliriz. Tereciye tere satmak gibi olacak ama Burak Bey hazır malzeme iken neden böyle bir zorlamaya gerek görüldü merak etmeden edemiyor insan. Bu eleştiri sadece okur ukelalağı kabilinden ve 'o kadar kusur kadı kızında da olur kardeşim' denilecek bir zorlama gibi görülebilir. Geneldeki başarının yanında söze bile edilemez yani.  

    Eser için, "filmini görmeden mutlaka okumanın tadını çıkarın" dersek, halden bilir okura yeterli mesajı vermiş olacağımıza eminiz. İyi okumalar..


    Kitapla ilgili teknik bilgileri görmek için bu linki kullanabirsiniz...

    Karadeniz'in doğal güzellikleri GALERİ

    5/8/2009 | Kategori:rastgele

    Karadeniz'in doğal güzellikleri GALERİTatile gidemeyenler, sıcaktan bunalanlar... Artvin'in muhteşem doğasından karelerle, oturduğunuz yerden küçük bir seyahat yapabilirsiniz. İşte size özel fotoğraflar:

    Yoğun yağışın etkisi ve sel felaketi haberleriyle gündemden düşmeyen Doğu Karadeniz’de yağmurdan fırsat buldukça doğa fotoğrafları çektik.

    Tatile gidemeyen, sıcaktan bunalanlar için ferahlatıcı bir galeri hazırladık. Bilgisayarınızın başından Doğu Karadeniz’in yeşilliklerle bezenmiş ili Artvin’de güzel bir seyahat için galerimizi ziyaret edebilirsiniz.

    İşte börtü böcek, dağ bayır, tarihi mekanlardan oluşan Artvin MANZARALARI

    Dondurmadaki süt 'Verem' ediyor!

    3/8/2009 | Kategori:rastgele

    Dondurmadaki süt 'Verem' ediyor!Yaz aylarının, vazgeçilmez yiyeceği dondurmadan ölümcül hastalıklar bulaşabilir! Çocukların süt tüketimene destek olan dondurmada bakın ne tehlikeler var:

    Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, yaz mevsiminin vazgeçilmez lezzeti olan dondurmanın insanlara faydası olduğu kadar sağlıklı koşullarda üretilmediğinde zararı da olduğunu belirterek, vatandaşları dondurma tüketirken nelere uymaları gerektiği konusunda uyardı.

    Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ''Sütten bulaşabilen verem, brusella, difteri, ishal, tifo, dizanteri gibi pek çok hastalık, sağlıklı koşullarda üretilmeyen, saklanmayan ve tüketilmeyen dondurmalar aracılığıyla insanlara bulaşabilir'' dedi.

    En sağlıklı dondurmanın pastörize süt ve gerçek meyveler kullanılarak yapıldığını belirten Yorulmaz, meyveli, şeker ve yağ içeriği düşük olan, doğal olmayan hiçbir madde içermeyen, hijyenik ortamlarda, el değmeden yapılan ve uygun şartlarda saklanarak hijyenik malzemelerle temiz külah ya da kaplara konularak tüketicilere ulaştırılan dondurmanın sağlıklı olduğunu söyledi.

    Her mevsim tüketilebilecek çok faydalı bir besin olan dondurmanın sindirimi kolay, serinletici ve ferahlatıcı etkileri nedeniyle yaz mevsiminin vazgeçilmez bir besini olduğunu anlatan Yorulmaz, şunları kaydetti:

    ''İçinde süt, şeker, meyveler gibi maddeler nedeniyle, besin değeri oldukça yüksek olan dondurmada, protein, karbonhidrat ve yağ gibi temel besin ögeleri ile birlikte, A, D, E, C ve B grubu vitaminler, aynı zamanda kalsiyum, magnezyum, fosfor, sodyum, potasyum, demir ve çinko mineralleri bulunmaktadır. İçindeki bu vitamin ve mineraller sağlığı korumada, hastalıklara karşı direnci artırmada ve vitamin eksikliğini ortadan kaldırmada çok yararlıdır. Dondurma yazın zayıflama diyetlerinde de zengin vitamin ve mineral içeriği ile son derece faydalı bir besindir.''

    Dondurmanın yararları dışında uygun olmayan biçimde hazırlanan ve saklanan dondurmalardaki katkılar ile boya maddeleri dolayısıyla insanlara zararı da olabildiğini belirten Yorulmaz, ''Yapılan çalışmalar, özellikle açıkta satılan dondurmaların pek çoğunun sağlıksız olduğunu göstermektedir. Özellikle nerede hangi şartlarda üretildiği bilinmeyen dondurmalarda; izin verilen katkıların aşırı miktarlarda ya da yasaklanmış katkı maddelerinin kullanılması riski bulunmaktadır. Bazen kıvam artırıcı olarak jelatin, şeker yerine yapay tatlandırıcılar, doğal salep yerine yapay salep, süt yerine süt tozu, meyve yerine meyve boyası ve aromaların katıldığı çalışmalarda gösterilmiştir'' şeklinde konuştu.

    Sütten bulaşabilen verem, brusella, difteri, ishal, tifo, dizanteri gibi pek çok hastalığın, sağlıklı koşullarda üretilmeyen, saklanmayan ve tüketilmeyen dondurmalar aracılığıyla da insanlara bulaşabileceği uyarısında bulunan Yorulmaz, özellikle şeker hastaları için hazırlanan dondurmalarda kullanılan yapay tatlandırıcılara bağlı olarak sağlık sorunları ortaya çıkabileceğinden bu tür dondurmaların mümkün olduğunca tüketilmemesinin doğru olacağını ifade etti.


    AMBALAJI BOZUK DONDURMALARA DİKKAT

    Ambalajlı olarak satılan dondurmalardaki şekil bozukluğunun, dondurmanın erimiş ve sonra tekrar donmuş olduğu anlamına geldiğini belirten Yorulmaz, bu durumdaki dondurmada mikropların kolaylıkla ürediğini söyledi.

    Külahlara ya da kaplara dondurma koymak amacıyla kullanılan kaşıkların kullanıldıktan sonra genellikle içi su dolu bir kapta bekletildiğini anlatan Yorulmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    ''Kullanım sırasında dış ortamdaki toz ve mikroplarla kirlenen bu kaşıklar aynı zamanda konulduğu kaptaki suyu da kirletmekte ve bu kirlilik daha sonra her kullanıldığında satılan dondurmaya bulaşmaktadır. Bu da insanları gıda zehirlenmesi dahil olmak üzere ciddi biçimde hasta edebilmektedir. Bu kaşık ve konulduğu kaplar ile dondurma külahları, dış ortamdaki kirliliklerden çok iyi korunmalıdır.

    Bazı kişiler, çok soğuk ve donmuş besinlere duyarlıdır. Bu tür besinleri yediklerinde boğazlarında yanma, öksürük, nefes almada güçlük, baş ağrısı, burun akıntısı gibi belirtiler gösterebilmektedir. Özellikle solunum sistemine ait hastalıkları ya da duyarlılıkları olan kişiler daha az miktarda ve daha yavaş biçimde dondurma yemelidirler.''

    Yorulmaz, dondurmanın diğer tatlıların üzerinde servis edildiğinde yüksek kalorili besinlerin daha fazla tüketilmesini ve böylece şişmanlamayı kolaylaştırdığının unutulmaması gerektiğini sözlerine ekledi.

      <<Önceki Sayfa |1/31|
    08ayhanca06 Fiyatlarımız Uygundur Reklam Vermek İçin İletişim gknozdn_08@hotmail.com Türkiye'nin En Genç Paylaşım Platformu