ARTVİN'İN TARİHİ VE TURİSTİK YERLERİ

2008-03-16 16:44:00

ARTVİN'İN TARİHÇESİ

 

 

Artvin Kalesi

 

        Artvin Doğu Karadeniz dağlarını derin bir şekilde yaran Çoruh vadisinin sol yamacında 230-110 rakımı arasında, meyilli bir arazide kurulmuştur. M.Ö. 2000 yıllarından kalan kalıntılara rastlanmaktadır. M.Ö. IX. yüzyılda Urartu hakimiyetine girmiş, I. yüzyılda Pontus Krallığına katılmış, V. yüzyılda Bizans egemenliğine geçmiş, 646 yıllarında Halife Hz. Osman döneminde İslam topraklarına katılmış, Bizanslılarla İslam Orduları arasında birkaç defa el değiştirmiş, bu değiştirmelerde Artvin nüvezi teşkil edilmiştir. Müslüman ordularının akınlarını gözetlemek için 939 yılında Artvin Livane Kalesi yapılmıştır.

        Artvin'de 1068 yılından itibaren Selçuklu hakimiyeti başlamış, daha sonraları Gürcülerin eline geçmiş, tekrar Selçuklu hakimiyetinde Artvin yöresi Azerbaycan Atabegleri idaresinde kalmış. XIII. yüzyılda da Moğol ve İlhanlı istilalarına uğramış, XV. yüzyılda Akkoyunlu Osman Bey Çoruh boylarına inmiş, Uzun Hasan ise bu toprakları Akkoyunlu hakimiyetine almıştır. Bölge daha sonra Gürcü istilasına uğrayınca Artvin Beyleri Trabzon Valisi Yavuz Sultan Selim'den yardım isteyerek Gürcüleri kovmuşlardır. Kanuni döneminde Erzurum Beylerbeyi Dulkadirli Mehmet Han Yusufeli ve Artvin'i alarak Livane Sancağı kurup (1536-1537) Erzurum beyler beyliğine bağlamıştır. 1578' de Osmanlı-İran mücadelesi sırasında Osmanlı hakimiyeti sağlanmış, Çıldır eyaleti kurulunca da Artvin buraya bağlanmış, Livane Sancağı da merkez olmuştur.

 

        XIX. yüzyıla kadar Türk'lerin elinde kalan Artvin iki defa Rus işgaline uğramıştır. Haziran 1828 de imzalanan Edirne Muahedesi ile Ahıska Ruslara terk edilince, Çıldır eyaletinin bozulması üzerine Artvin Trabzon eyaletinin Batum sancağına bağlı Livane kazası merkezi olmuştur. 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı sonuna kadar sürmüş, 5 Mart 1878 tarihinde imzalanan Ayestefanos antlaşması ile Batum, Kars Ardahan, Eleşkirt, Beyazıt ve Artvin Ruslara savaş tazminatı olarak bırakılmıştır. Bölge halkını yıldıramayacağını anlayan Ruslar, 3 Mart 1918 tarihinde yapılan Brest Litovsk barışı ile halk oylaması sonucu % 99'dan fazlası Türk hakimiyetini istemeleri neticesi Artvin savaşsız olarak Türklere bırakılmıştır.

        I. Dünya savaşı sonuna kadar işgalde bulunan Artvin halkı 1914 kasımında direnişe geçerek yüzbaşı İsmail Bey komutasında Melo sınır taburu şehir ve çevresini Ruslardan bir süre de olsa temizlemiştir. 2 Kasım 1914'de 18 Aralık 1917'de imzalanan Erzincan ateşkes anlaşmasıyla Ruslar 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı öncesi sınırlarına çekilmiştir. Artvin Osmanlıların elinde kalmış, imzalanan Mondros mütarekesi ile Artvin tekrar boşaltılmış, 17 Aralık 1918'de İngilizler tarafından işgal edilmiş, İngilizler çekilirken de şehir Gürcistan'a bırakılmıştır.

        Bu badirelerden sonra Artvin, T.B.M.M. Hükümetinin yoğun çabalarıyla 7 Mart 1921 sabahı Gürcülerin çekilmesiyle Türk topraklarına dahil edilmiştir.

 

Photobucket

 

        Artvin 4,5 ay süreyle Ardahan Sancağına bağlı kalmış, 7 Temmuz 1921 de Artvin Sancağı kurulmuş, 1924'te Türkiye idari teşkilatı değişikliğiyle vilayet olmuştur. 1 Haziran 1933 tarihinde Artvin vilayeti kaldırılarak, merkezi Rize olan Çoruh vilayetine kaza olarak bağlı kalmıştır. 4 Ocak 1936'da Çoruh vilayeti merkezi Artvin olmuş, 20 yıl süreyle kullanılan "Çoruh" adı 1956 yılında "Artvin" olarak değiştirilmiştir

 

 

        İl topraklarının büyük bir bölümünü kapsayan Doğu Karadeniz Dağları ilin doğusundan uzanmaktadır. Çoruh vadisinin kuzey ve kuzeybatısındaki dağlar deniz kıyısına paralel olarak uzanmaktadırlar. Batıdaki Rize dağlarının uzantısında bulunan Kükürt tepesi 3348 m. ilin kuzeyinde yer alan Kardal dağı 3.000 m. doğuda ise 3050 m. yükseklikteki Yalnızçam dağları yer almaktadır. Kaçkar dağının tepesi 3937 m. ile il topraklarının en yüksek doruğu durumundadır. En yüksek kesiminden kuzeye doğru dil biçiminde uzanan üç kısa vadi buzulu vardır. Rize, Erzurum ve Artvin illeri sınırlarının kesiştiği yerde bulunan bu dağ son yıllarda organize tırmanma çalışmalarına sahne olmaktadır. Bu dağa Türkiye Dağcılık Federasyonu tarafından yılda birkaç kez tırmanışlar düzenlenmekte, bu tırmanışlar Rize Ayder yaylası üzerinden olmaktadır.

 

Photobucket

 

 

 

        Artvin'de ova niteliği taşıyan düzlükler yok gibidir. Buna karşın özellikle kıyı kesimlerde Alüvyal düzlükler yada kıyı teraslarına rastlanmaktadır. Akar suların geçtikleri yerlerde derin ve dar vadiler oluşmuştur.

 

        Artvin ilinin en önemli akarsuyu Çoruh nehri, Erzurum'un kuzeyindeki Mescit dağından doğmakta, Bayburt'a kadar batı yönünde akmakta, daha sonraları kuzeye yönelmektedir. Çeşitli kaynaklardan beslenen Çoruh nehrinin en önemli kolları Tortum ve Oltu dereleridir. Artvin ili sukavuşumu mevkiinde birleşerek dağlar arasına gömüşmüş dik vadiler arasından geçerek akan Çoruh, Artvin ili zeytinlik mevkii kuzeyinde Merhevi suyu ile birleşerek kuzeybatı yönünden döner, Artvin yakınlarından geçer, Borçka'da Murgul suyunu da alarak Muratlının kuzeyinden Gürcistan topraklarına girer ve Batum Limanının güneyinde Karadeniz'e dökülür. Türkiye'deki uzunluğu 335 km.dir.

 

        Artvin ilinde irili ufaklı pek çok göl vardır. Bunların çoğu buzul vadilerinin diplerinde oluşmuştur. Genellikle "Karagöl" adıyla anılmaktadır. Önleri moron yığınıyla dolu olan bu göller derindir. Özellikle Borçka, Şavşat ve Ardanuç ilçelerindeki Karagöller ile Alacagölde alabalık üretilmektedir. Bunlardan Şavşat ilçesine 20 km. mesafede bulunan ve yöre halkınca Meşeli Karagölü diye adlandırılan Karagölün etrafı ormanlarla çevrilidir. Orman Bakanlığının burada tesisleri olup özel sektörce işletilmektedir. Takriben 30.000 m² lik alanı kaplar, ortası çok derindir, alabalığı boldur. Diğeri ise Borçka Karagöl diye bilinen Karagöl olup, Borçka ilçesinin Aralık köyü sınırları içerisindedir ve çevresi ormanlıktır. Takriben 50.000 m² alanı vardır. Orman Bakanlığının burada tesisleri bulunmaktadır.

 

        İl arazisi engebeli olduğundan yaylalarda birbirinden uzak konumlanmıştır. Bilbilan, Meşeli, Yavuzköy, Büyükova, Toroshov, Meydancık, Salıkvan, Balcı, Sahara yaylaları ilin en önemli yaylalarıdır. Yayla ve yaylacılık, hayvancılığın yaygın oldugu Artvin'de ve Artvin ilinin yaşantısında önemli bir yer tutar.

 

 

        Artvin ilinin tüm arazisinin % 95'i ormanla kaplıdır. Orman bakımından Türkiye ormancılığında geniş ve zengin orman sahasına sahiptir. Orman ve ağaç türleri bakımından, Türkiye'nin en zengin yerlerinden biridir. Ormanlar 30-40 km. eninde, kıyı şeridinde ve parçalı kümeler halinde iç kesimlerde yer almaktadır. Artvin ilinin tüm arazisinin % 3,78 sini tarım toprakları tutmaktadır.

 

 MESİRE YERLERİ

Artvin'de yaylaların ayrı bir yeri vardır. Başlıca yaylalar; Kaçkar, Sahara, Bilbilan, Mersivan ve Kafkasör yaylalarıdır.

 

Photobucket 

                        Kafkasör yaylaları aynı zamanda bir turizm merkezidir.

 

Kafkasör Yaylası ve Festivali: Şehir merkezine 8 km. uzaklıkta Belediye hudutları içerisinde, ormanlık bir alan olan Kafkasör, dinlenmeye ve av yapmaya elverişli bir ortama sahip ilginç manzaraları olan bir yerdir. Artvin Belediyesi tarafından yaylada yaptırılan 80 yatak kapasiteli 22 bungalov ev ve 100 kişilik gazino yerli ve yabancı turistlere turizm sezonu boyunca hizmet vermektedir. Alt yapı problemi büyük bir ölçüde tamamlanmış elektrik, su, PTT ve tuvalet mevcuttur.

 

Photobucket

 

        Artvin ilinde her yıl düzenlenmekte olan Kafkasör Kültür ve Sanat Festivali burada yer almaktadır. Bu festivalin amacı tüm diğer festivallerde olduğu gibi iç ve dış turizm de ekonomik ve sosyal yapının gelişmesinde önemli yararlar sağlamaktadır.

 

Photobucket

 

        Boğa güreşleri, karakucak güreşleri, folklor gösterileri müzik eğlence programları gibi çeşitli etkinliklerden oluşmaktadır. Her yıl Haziran ayının 3. haftasında düzenlenen ve seyredenlere unutulmaz anlar yaşatan bu güreşlerin kısaca tarihi oluşumu şöyledir ; Eskiden Artvin ve çevresinde oturan halk yaylacılık, geleneğine uyarak her yaz yaylaya gitmek üzere yola çıkar Kafkasör'de mola verilerdi. İşte bu mola esnasında bir birine yabancı boğalar dövüşmeye başlarlarmış. Bu olay boğa güreştirmek geleneği haline gelir ve günümüze dek devam etmektedir.

 

 

DOĞAL GÜZELLİKLER

Camili ( Macahel )

Macahel yöresi üç tarafı Karçal dağ silsilesi, bir tarafı Gürcistan sınırı ile çevrelenmiş doğal olarak izole olmuş bir bölgedir. Sonbaharın sonlarında başlayan kar yağışı ile birlikte hemen hemen 6 ay boyunca yol kapanmaktadır. İşte bu geçit vermez doğallık aynı zamanda Macahel'e en büyük zenginliğini de vermiştir. Genetik özelliği bozulmamış saf Kafkas Arısı ve türce zengin bitki örtüsü..... Kafkas Arısının dünyada saflığını kaybetmemiş 2-3 yerden biri de Macahel yöresi, aynı zamanda el değmemiş bir ekosisteme sahip olup çok kısa mesafeler içinde yükseklik ve yüksekliğe bağlı olarak değişen çok çeşitli bitki örtüsüne sahiptir.Bu coğrafi özellikler ve ekosistem Avrupa'da ve dünyada yok denecek kadar azdır.

Camili, Artvin'in Borçka ilçesine bağlı 6 köyden (Camili, Düzenli, Efeler, Kayalar, Maral, Uğur) oluşan coğrafi bir bölgedir. Sözü geçen 6 köy, belirli bir dönem, Camili Köyü merkezli bucak (nahiye) olarak da yönetilmiştir. Bu nedenle Camili ismi, halen 6 köyü kapsayan bir anlama da sahiptir.   

Yörenin eski adı Macahel (veya Maçahel) olup, bu isim de halen kullanılmaktadır. Borçka-Camili karayolu üzerinde yüksekliği 1830 m. olan geçit, "Maçahel Geçidi" (Küçük Yayla) olarak anılır.

Tarihsel ve coğrafi olarak Macahel yöresi, Türkiye'den komşu ülke Gürcistan'a bağlı Acaristan Özerk Cumhuriyeti sınırları içerisine doğru yayılan uzun bir vadinin genel adıdır. Vadiye Macahela (veya Maçahela) vadisi de denir. Vadi boyunca akan, ana kollarını Uğur-Maral ve Efeler derelerinin oluşturduğu akarsu Macahel Suyu olarak anılmakta olup, sınırı geçtikten sonra, Acar Suyu'ndan önce sağdan Çoruh Nehrine karışır. Bu akarsuyun, dolayısıyla vadinin sağında ve solunda toplam (göçlerden önce) 26, (göçlerden sonra) 18 köy bulunmaktadır.

Macahel vadisinin Türkiye tarafında bulunan ve yukarıda sayılan 6 köy Camili (Macahel) yöresini oluşturmakta olup, Yukarı Macahel olarak da anılır. Vadinin Acaristan tarafında kalan bölümünde (Aşağı Macahel'de) on iki köy mevcuttur. Belirtmek gerekir ki Camili Köyü, geçmişte de yörenin merkezi olmuştur


Hatila Vadisi

Türkiye'deki 33 Milli Park alanından birisi olan Hatila Vadisi Milli Park sahası, Artvin merkez ilçe sınırları içerisinde, Hatila Vadisindeki Hatila Deresi ve birçok yan derelerini içerir. Ulaşım, Artvin il merkezinden 10 km.lik stabilize bir yol ile sağlanır. Vadi boyunca değişik kayaç türleri görülmekle birlikte, bu kayaçların hemen hepsi derinlik volkanizmasının ürünüdür. Hatila Vadisinin genel karakteri; V tipi, dar tabanlı, genç vadi özelliğindedir. Vadi boyunca litolojik farklılıklardan kaynaklanan eğim kırıkları ortaya çıkmıştır. Bu eğim kırıkları, akarsuda şelalelerin oluşumunu sağlamıştır. Vadi yatağının derine aşınmasının, yana doğru açılımından daha kuvvetli olmasından dolayı vadi yamaçlarının eğimi %80 hatta kimi kesimlerde %100'e ulaşır. Yamaçların gerek fiziksel parçalanma ve kütle hareketleri gerekse yan dere ve heyelanlarla işlenmesi sonucu vadide çok haşin bir topografya ortaya çıkmıştır. Bu topografya, vadinin orta kesimlerinde kanyon ve boğaz oluşumunu sağlamıştır. Vadinin orta ve yukarı ağzında çok zengin ve yoğun olan vejetatif örtü; bünyesinde çok çeşitli bitki türlerini barındırmaktadır. Bu türler içerisinde dikkati çeken belirgin özellik, bitki örtüsünün genel olarak Akdeniz iklim karakterini yansıtmasıdır. Dolayısıyla buradaki bitki örtüsü relikt bir özellik gösterir. Ayrıca bitki türleri içerisinde endemik karakterde olanlar da vardır. Bu türlerin sayısı 500'ü geçmektedir. Hatila Vadisi, zengin bir fauna da içermektedir. Bu fauna içerisinde en çok rastlanan türler; ayı, domuz, tilki, porsuk, yaban keçisi, sansar, atmaca, kartal, çakal, dağ horozu, Hopa engereği ve alabalıktır.

Hatila Vadisinin gerek ilginç jeolojik ve jeomorfolojik yapısı ve gerekse özgün bitki toplulukları yöreye Türkiye'de ender rastlanan bir alan özelliğini vermektedir. Ayrıca bu doğal öğelerin birleşimi sonucu eşsiz peyzaj güzellikleri ortaya çıkmakta ve bu durum da zengin rekreasyonel potansiyel oluşturmaktadır.

Milli Park sahası içerisinde ziyaretçilerin günübirlik ve kamp kullanımı için belirlenmiş yerler bulunmaktadır. Çadırla, karavanla ve belirli kapasitelere sahip bungalov tipi doğal ortamla uyumlu tesislerde konaklanabilir. Ayrıca Milli Park Artvin il merkezine 10 km. uzaklıkta olduğundan, burada da konaklamak mümkündür.



Sahara - Karagöl Milli Parkı

Karagöl Sahara Milli Parkı, Türkiye'deki 37 Milli Park alanından birisidir ve Artvin'in Şavşat ilçesi sınırları içerisinde yer almakta olup iki ayrı sahadan oluşur: Bunlar Karagöl ve Sahara Yaylası'dır.

Karagöl, Şavşat ilçe merkezinin 45 km. kuzeyinde yer almaktadır. Sahara yaylası ise ilçe merkezine 17 km. uzaklıktadır. Karagöl ve çevresinde genel olarak paleojen ve neojen arazileri yer alır. Kayaçlar genellikle sedimenter kökenlidir. Karagöl ve çevresi yer yer vadilerle yarılmıştır. Bu yarılmalar yörede heyelan ve kütle hareketlerinin aktif olmasına neden olmaktadır. Karagöl, rotasyonel olarak kayan kütlenin gerisindeki çanakta biriken suların meydana getirdiği bir heyelan gölüdür. Göl çevresi ladin ve çamların meydana getirdiği yoğun ormanlarla kaplıdır. Ormanlarla çevrili olan Karagöl, ender manzara güzelliklerine sahiptir. Ayrıca gölün kuzeydoğusundaki Bagat mevkii ve çevresinde çim kayağı pisti niteliğine sahip alanlar vardır.

Sahara yaylasının, yörenin genel olarak örtü bazaltlarından meydana gelen bir jeolojik yapısı vardır. Örtü bazaltlarının sıyrıldığı yerlerde tersiyer arazisi ortaya çıkar. Yer yer derin vadilerle parçalanan yörede eğim değerleri oldukça yüksektir. Sahara, bu eğimli arazide 1700-1800 m.lerde yer alan sınırlı düzlüklerdendir. Orman örtüsü, ladin ve köknarlardan meydana gelmiş olup alt zonlarda sarıçam da bulunur. Yörede antropojen step karakterinde sahalar geniş alanlar kaplar. Kocabey yaylası ve çevresinde alpin zona ait bitki türleri yer alır.

Laşet deresi kenarında 1700-1800 metrelerde kademeli olarak yer alan düzlükler aynı zamanda "Sahara Pancarcı Şenlikleri"nin yapıldığı sahadır. Bu şenliklere ilçe dışında oturan yöre insanları da katılarak bölgeye iç turizm açısından ekonomik katkı sağlamaktadır. Sahanın sahip olduğu bu rekreasyonel potansiyelin ve doğal güzelliklerinin korunması amacıyla 3766 hektarlık kısmı 1994 yılında Milli Park kapsamına alındı. Milli Parkın Karagöl kesiminde kır gazinosu olarak kullanılan ve 12 yataklı konaklama hizmeti veren bir de tesis bulunmaktadır.




Borçka Karagöl

Borçka Karagöl, Borçka ilçe merkezine 27 km uzaklıktadır. Borçka-Camili (Maçahel) karayolu üzerinde 7 km gittikten sonra, doğuya ayrılan toprak yolla 20 km gittikten sonra Borçka Karagöl'e ulaşabilirsiniz. Göl,heyelan gölüdür ve 19.yüzyıl başlarında,bugünkü "Klaskur (Aralık) Yaylası"nın yakınlarındaki bir tepenin heyelan sonucu Klaskur (Aralık) Deresinin önünü kapatmasıyla oluşmuştur. Borçka Karagöl, anıt sayılabilecek çeşitli yaşlı ağaçlarla çevrelenmiştir. Zengin bitki örtüsü ve hayvan çeşitliliğine sahiptir. Gölde yöreye özgü kırmızı pullu alabalık bulunmaktadır ve  balık avlamak mümkündür. Yörenin yırtıcı kuşların göç yolu üzerinde bulunmasından dolayı yırtıcı kuşları rahatça gözlemleyebilirsiniz. Ayrıca diğer yaban hayvanlarına rastlamak da mümkündür. Borçka Karagöl,kamp ve karavan turizmi için ideal bir yerdir.




Cehennem Deresi Kanyonu

Cehennem Deresi Kanyon Vadisi, Ardanuç ilçe merkezinin 7 km kuzeybatısında  ve Artvin-Ardanuç karayolunun 25. km´sinde bulunmaktadır. İçerisine doğru ilerledikçe ilginç manzaralarıyla ilgi çekmektedir; ancak kanyonun tanıtımı yapılmadığından ve ilgili kişilerin ilgisizliğinden dolayı pek fazla bilinmiyor.





Meydancık

Doğayla uyum içinde bir yerleşme örneği sunan Meydancık yöresi, özellikle Maden Köyü'nün muhteşem doğal güzellikleri, yaylaları görülmeye değer güzellikte tamamı ahşap evleri ve en önemlisi insanının özgün kültürüyle bir doğa mirasıdır.



Gorgit-Efeler Tabiatı Koruma Alanları

Doğal yaşlı ormanı, her biri anıt olma özelliğine sahip ağaçları bünyesinde barındıran ve dünya doğal koruma kriterlerinden son derece önemli parametre olan Doğal Eski Ormanlardandır. 3200 mm. Yıllık yağış ve sürekli bağıl nemin egemenliği altında derin vadiler boyunca yükselen bakir bitki örtüsü ile bir Yağmur Ormanı Ekosistemidir.


Çoruh Vadisi
Kendi içinde kendine has iklimini (mikroklima) oluşturmuş bir vadidir.  Vadinin mikroklimasından dolayı zeytin, fıstık çamı ve Akdeniz iklimine ait olan bitkiler yetişmektedir. Yusufeli ilçesine 60km uzaklıkta ve Kaçkarların güney yamacında bulunmaktadır.



 


TARİHİ VE TURİSTİK YERLERİ

 

 

Tekkale

        Kaleler

        Bilhassa, arazinin yapısı bakımından yörede Çoruh boyunca geçitlere hakim yerlerde eskiden çok sayıda kaleler inşa edilmiştir. Ancak bu kaleler zaman içinde az çok yıkılmış ve bazılarının sadece ören yerleri kalmış durumdadır.

        Çoğu karakol ve haberleşme görevi yapan ufak kaleler olup vadi boyunca birbirini görebilecek yerlerde kurulmuştur. Bunların belli başlıları şunlardır; Artvin'de, Artvin, Baset, Kuvarshan, Mole kaleleri, Ardanuç ilçesinde, Ardanuç, Ferhatlı, Klarcet, Fetoben, Petrik İsman, Şavşat ilçesinde Söğütlü, Parıh, Tukharis, Ustamis, Yusufeli ilçesinde Aspişen, Dörtkilise ve Orşnak kaleleri vardır.

 

        Köprüler

        Gerek Çoruh nehri ve gerekse Arhavi ve Hopa'dan Karadeniz'e dökülen irili ufaklı dereler üzerinde kırdır ve kemerli bir çok köprü yaptırılmıştır. Günümüze kadar pek azı sağlam gelmiştir. Bunlar; Ortaköy deresi üzerinde Ballıca köprüsü, Borçka - Hopa karayolu üzerinde Vaniti ve Hankemer köprüleri, Hopa ilçesine bağlı Köprülü köyündeki kemerli köprüdür. Köprülü köyündeki eser dörtyüzyıl önceden kalan bir Osmanlı eseridir. Esenkıyı ve Sugören köyündeki köprülerin ise 1857 yılında cami yapımı sırasında kemerli olarak inşa edildiği bilinmektedir. Arhavi Ortacalar yolunun geçtiği dere üzerinde iki kemerli köprü bulunmaktadır. Ayrıca Artvin sınırları içerisinde Berta köprüsü ve Borçka Kaynarca deresi üzerinde Balcı Köprüsü vardır.

 

        Camiler

 

        Salih Bey Camii: Artvin'in Korzul mahallesindedir. Yerli halk arasında buna Korzul Camii de denmektedir. Livane Sancak Beyi Salih Bey tarafından yaptırılmıştır.

 

        İskender Paşa Camii: Eski camiler arasında en önemlisidir. Ardanuç - Adakale'de (eski Ardanuç) olup Ardanuç fatihi olan İskender Paşa tarafından 1551 yılında yaptırılmıştır.

 

        Balcıoğlu Camii: Artvinli usta Reisoğullarından Hasan Ağa tarafından yaptırılmıştır.

 

        Çarşı Camii: İl merkezinde olup 1876 yılında yaptırılmıştır. Tek minareli bir ana kubbe etrafında beş adet küçük kubbeler sıralanmıştır.

 

        Demirkent Camii: Yusufeli ilçesinin Demirkent köyündedir ve ahşaptır.

 

         Dikyamaç Camii: Arhavi ilçesinde ahşap ve kesme taşla yapılmış olması ve sağlamlığı ile dikkat çekmektedir.

 

 

         Kiliseler

 

        Artvin ve çevresinde bulunan kiliseler farklı bir mimariye sahiptir ve çoğunluğu tarihi özelliklerini halen korumaktadırlar.

 

        Altıparmak Kilisesi (Barhal): Yusufeli ilçesinin 12 km kuzeybatısındaki Altıparmak köyündedir.

 

        Cevizli Kilisesi (Tibet veya Bagratlı): Şavşat ilçesinin 6 km kuzeydoğusundaki Cevizli köyündedir. Bagratlı beylerinden Asut KUKH tarafındanyaptırılmıştır (M.Ö. 899-914). Mevcut koçbaşı kabartma ve heykelleri Oğuz etkisini göstermektedir.

 

        İşhan Kilisesi (Kanlı) : Yusufeli ilçesinin 11 km doğusundaki İşhan köyündedir. 1008 yılında yapılmış 1549 yılında Osmanlıların fethi ile camiye çevrilmiştir.

 

 

        Hamamlı Kilisesi (Dolishane) : Artvin il merkezine bağlı hamamlı köyündedir. İl merkezine 32 km mesafede olup Bagratlı Sembat tarafından yaptırılmıştır (M.Ö. 923-958). Halen cami olarak kullanılan eserin kapısında "güneş saati" mevcuttur.

 

        Köprülü Kilisesi: Şavşat ilçesine 7 km. uzaklıktaki Köprülü köyündedir. Kıpçaklı Beylerinden Zo Tana (Müslüman olunca Zo Mustafa) tarafından yaptırılmıştır. Bölgedeki kiliselerin merkezi olduğu söylenmektedir. Pek az miktarda kalıntıları vardır.

 

        Bulanık (Rabat) Kilisesi : Ardanuç ilçesine bağlı 17 km. mesafedeki Bulanık köyünün Çamlık mahallesindedir. 800-900 lü yıllarda yapıldığı tahmin edilmektedir. İçindeki gizli geçitlerle Bulanık deresine inilmiş fakat çeşitli nedenlerle bu geçitler tahrip olmuş ve kapanmıştır.

 

        İbrikli (Ebriga) Kilisesi : Borçka ilçesine bağlı 32 km. mesafedeki İbrikli köyündedir. Bagratlılar döneminde yapıldığı tahmin edilmekte olup,olishane Kilisesinin maketi gibidir.

 

        Termal Turizmi

 

         Artvin'de şifalı su ve kaplıcalara halk arasında "çermik" adı verilir. Hiçbirinde yeterli tesis bulunmamakta ve yerel olarak faydalanılmaktadır.

 

        Otingo Çermiği: Borçka ilçesinin 8 km doğusunda Balcı köyündedir. Küçük bir otel ve lokanta bulunan çermiğe orman yolundan gidilmektedir.

 

        Zeytinlik Çermiği: İl merkezinin 5 km güneyinde Zeytinlik köyündedir. Mide ve bağırsak hastalıklarına iyi gelmektedir.

 

        Ilıca köyü çermiği: Şavşat ilçesinin 12 km batısındaki Ilıca köyündedir. Küçük bir otel ve lokantası bulunmaktadır. Romatizma hastalıklarına iyi gelmektedir.

 

        Ciskara Maden Suyu: İl merkezine 20 km mesafededir. Romatizma hastalıklarına iyi gelmektedir.

        Ayrıca Genya dağının üzerinde Yalnızhan ve Acısu gibi şifalı maden suları mevcuttur.

 

 

ARTVİN'İN KÜLTÜREL DEĞERLERİ

 

 

        Artvin, kültür kaynakları yönünden zengin bir bölgedir. Tarih boyunca Anadolu'ya geçiş yollarından birinin üzerinde bulunuşu bu zenginliğinin nedenini teşkil etmektedir. Gerek tarihi eserler yönünden gerekse folklor yönünden önemli bir yeri vardır. Artvin, kendine has doğal yapısı ve Oğuzlardan bu yana gelen geleneksel kültür öğeleri ile karakteristik bir yapı göstermektedir.

 

        Yöresel Folklor Özellikleri

        Artvin'de oynanan halk oyunları Atom, Mendo, Vazriya, Sasa, Kabak, Atabarı, Üçayak, Uzundere, Şahlan, Döney, Ahçik Ağırbar ve cilvelo'dur.

         1936 yılında İstanbul'da yapılan Balkan oyunları festivalinde Artvin ekibi birinci olmuştur. 2 Eylül gecesi Beylerbeyi Sarayında Büyük Atamızın huzurunda gösteri yapan Artvin ekibi Artvin barının ismini "ATABARI" olarak değiştirmiş, bunu duyan Atamız bundan çok memnunluk duyduğunu belirtmiştir. Şimdi ekip üyeleri oyunlarını oynarken "Atamızdan yadigar bizde Atabarı" nağmelerini büyük bir gururla söylemektedirler.

 

 

 

Hopa

 

 

        Mutfak Kültürü

         Süt ve Süt mamüllerinden yapılan yemekler arasında kaymak, taze peynir ve yağda yapılan peynir yumağı'dır.

        Çevrede yetişen fasulye, lahana, soğan, bakla gibi sebzelerden belli yemekler yapılır. Diğer kır ve bahçelerde kendiliğinden yetişen dağ pancarı, kuşekmeği, kazayağı, gımı, kavurma, semizotu, ebegümeci gibi bitkilerden yapılan sebze yemekleri de olup, taze asma yaprağı kurutularak yapılan nepürşen ve taze fasulyenin kurutulup kabulları ile etli ve ekşili olarak yapılan puçuko halk arasında yemeklerin en meşhurudur. hamur işlerinden katmer, erişte, hıngal, çerbağaz, bişi, lokum ve börekler yer almaktadır

7109
0
0
Yorum Yaz