Home Contact Sitemap

Ayhanca Bakışlar

Silgi kullanmadan resim çizme anıtına hayat denir.

Hakkımda


Yaş kırka vardı, Yolu yarıladı ömrüm, Ununu eledi çoktan, Eleğini astı gönlüm...

Bağlantılar

  • Netlog Sayfam
  • For You (Forum sizin için)
  • Buz Tv (Test Yayını)
  • GençYorum (Forumumuz)
  • Diğer Bir Adresimiz
  • Diğer Bir Adresimi 2
  • TV'de Bugün
    Günlük Burç

    Arkadaşlarım

    RSS

    Kategorilerim

    Son Yorumlar

    Son Yazılar

    Optimus Keyboard

    Bu klavye ile Q ve F klavye sorunu da çözülmüş olur. Tabii biraz pahalı bir çözüm. Düşünün oyun ya da photoshop benzeri bir program açtığınızda klavyeniz o programa özel hale geliyor
    devamı>>>

    Domuz gribi aşısındaki gizli tehlike

    Domuz gribi aşısındaki gizli tehlike 

    İngiltere’ de bin 500 hemşire ile yapılan bir araştırmada hemşirelerin üçte birinin domuz gribi yaptırmak istemediği, yüzde 33’ ünün kararsız,yüzde 37’ sinin aşıyı yaptırmak istedikleri ortaya çıktı.


    Aşıya karşı çıkanların yüzde 60’ ı buna sebep olarak aşının yan etkilerini göstermişler. Bu araştırma doktorlar arasında yapılmış olsaydı sanırım sonuç bundan pek de farklı olmazdı.

    Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta aşının hem gerekliliğine hem etkinliğine ve hem de yan etkilerine karşı ciddi endişeler var.


    Domuz gribi aşısı gerekli mi? 

    Her şeyden önce domuz gribinin her yıl görülen olağan grip kadar öldürücü olmadığı ortaya çıktı. Olağan gripten her sene 250-500 bin kişi ölürken, domuz gribinden tüm dünyada ölen insan sayısı 1.500 kadar. Bir başka deyişle domuz gribinden ölüm ihtimali binde 4.

    İkincisi domuz gribi aşınsın ne ölçüde koruyucu olacağı bu aşamada kesin olarak bilinmiyor. Domuz gribi ciddi bir mutasyona uğrarsa aşının etkinliği de o nispette azalacak ve hatta belki de tamamen etkisiz kalacak.

    Üçüncüsü de domuz gribi aşısının çok ciddi yan etkileri olabileceği ileri sürülüyor. Bugün bu aşısının ülkemizde hiç dile getirilmeyen çok önemli bir sakıncasından bahsetmek istiyorum.

    Grip aşılarına tıp dilinde adjuvan adı verilen ve vücudun aşıya daha fazla tepki vermesini sağlayan maddeler ekleniyor. Alüminyum ve skualen bunlar içinde en çok kullanılanlar.

    Aşılara adjuvan eklenmesi teorik olarak mantıklı, çünkü bu sayede kısa zamanda az sayıda virüsle aşı üretmek ve böylece de daha az virüs antijeni ile daha çok insanı aşılamak mümkün oluyor.

    Ancak bu işlemin çok tehlikeli yan etkileri var. Bu sebeple de Avrupa’ da üç çeşit aşıda skualen kullanılıyor olsa da Amerika’ da bu maddelerin aşılara eklenmesine kesinlikle müsaade edilmiyor.

    Oysa medyada domuz gribi aşısı üreten şirketlerin en az ikisinin (Novartis ve GlaxoSmithKline), hazırladıkları aşıda adjuvan kullanacakları haberleri yer aldı.


    İYİ SKUALEN KÖTÜ SKUALEN

    Skualen aslında vücudumuz için yabancı bir madde değil. Karaciğerde yapılıyor ve kolesterol metabolizmasında da rolü var, sinir siteminde ve beyin dokusunda bulunuyor. Skualen ayrıca zeytinyağı, köpekbalığı karaciğeri ve birçok doğal besin desteğinde var olan ve antioksidan özelliklere sahip bir yağ molekülü. İsterseniz buna ‘iyi skualen’ diyelim.

    Vücuda enjekte edilen skualenin ise karaciğerde sentez edilen veya besinlerle alınan skualen gibi faydalı değil, aksine oldukça zararlı olduğunu gösteren pek çok bilgi var. Bu yüzden isterseniz ona da ‘kötü skualen’ diyelim.

    İyi skualen ve kötü skualen arasındaki en önemli fark bunların insan vücuduna giriş yolları.

    Skualen besinlerle sindirim sisteminden vücudumuza girerse hiçbir sorun olmuyor, ama bunun aşılarda olduğu gibi derialtına veya kas içine zerk edilmesi bağışıklık sistemini vücuttaki tüm skualene saldıracak şekilde harekete geçmesine yol açabiliyor.

    Bağışıklık sistemi vücutta sinir sisteminde tabii olarak bulunan ve sağlıklı bir hayat için elzem olan ‘iyi skualen’  de dâhil tüm skualen moleküllerini tahrip etmeye başlayabiliyor.

    Körfez Savaşı’ na katılan sayısız Amerikalı askerde ortaya çıkan ve Körfez Savaşı Sendromu adıyla bilinen hastalığın da bu kişilere yapılan ve skualen ihtiva eden şarbon aşısından kaynaklanabileceği düşünülüyor.

    Körfez Savaşı Sendromu, vücudu tahrip eden oto-immun bir hastalık. Bu kişilerde eklem iltihabı, kas ağrıları, deri döküntüleri, lenf bezlerinde büyüme, kronik yorgunluk, kronik baş ağrıları, vücuttaki kılların dökülmesi, iyileşmeyen deri yaraları, hafıza kaybı, sara nöbetleri, kansızlık, ruhsal ve sinirsel problemler, nefes darlığı, kronik ishal, gece terlemesi, ateş ve daha pek çok rahatsızlık gelişiyor.

    Burada vurgulanması gereken çok önemli bir şey de bu hastalığın çok müphem belirtilerle başlayıp uzun bir sürede (yıllar içinde) gelişmesi. Bu sebeple de skualenin birkaç haftalık dönemde herhangi bir yan etki göstermemesi onun güvenilir olduğunun bir kanıtı değil.

    Savunma Bakanlığı skualen ile Körfez Savaşı Sendromu arasındaki ilişkiyi reddetse ve bunun başka sebepleri (sinir gazları, kimyasal silahlar, zehirli gazlar, uranyum…) olabileceğini iddia etse de, bu hastalığa tutulan askerlerin yüzde 95’ inin kanlarında skualene karşı antikorlar oluştuğunun gösterilmesi her şeyi apaçık ortaya koyuyor.

    Tavşanlarda yapılan araştırmalarda da tek bir kez zerk edilen skualenin bile oto-immun bir hastalık olan romatoit artrite sebep olduğunun belirlenmesi de bunu destekleyen bir başka kanıt.


    Sorularınız için: ahmetrasimk@mynet.com


    Domuz Gribiyle ilgili her gün yeni bir iddia ve haber herkesin kafasını karıştırıyor. TGRT Haber'in dün akşamki  "Domuz Gribi Aşısı öldürebilir" adlı haberi endişelerimizi bir kat daha artırdı.




    Domuz gribinden korunmak için nelere dikkat etmeliyiz.

    haber - izlesene domuz gribi | izlesene.com

    Haftanın karikatürü Chappatte'den

    Haftanın karikatürü Chappatte'denInternational Herald Tribune gazetesi çizeri Chappatte haftanın en iyi karikatürüne imza atan isim oldu. Chappatte, İsrail ve Filistin arasındaki barış görüşmelerindeki durumu böyle yorumladı.

    Karikatürde, İsrail Başbakanı Binyamin Netenyahu, masadan kalkmış görünen Filistin Yönetimi Başkanı Mahmut Abbas'ı göstererek dünyaya, "Gördünüz değil mi konuşmak istemiyorlar" diye sesleniyor.



    Kadınlardan TV dizilerine tepki

    Kadınlardan TV dizilerine tepkiTürkiye Kültür ve Dayanışma Birliği üyeleri, ''geleneksel aile yapısına, gençlerin ruhsal ve fiziksel gelişimine kayıtsız tavırlar sergilendiğini'' iddia ettikleri dizilerden duydukları rahatsızlığı, sorumlu devlet bakanlığına belirtecek.

    Türkiye Kültür ve Dayanışma Birliği (Türkiye KAD-BİR) üyeleri, ''geleneksel aile yapısına, gençlerin ruhsal ve fiziksel gelişimine kayıtsız tavırlar sergilendiğini'' iddia ettikleri dizilerden duydukları rahatsızlığı, dilekçeyle RTÜK ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığına iletecek.

    Türkiye KAD-BİR Genel Başkanı Ayşe Serap Şahiner, Hizmet-İş Sendikasında düzenlediği basın toplantısında, yeni yayın döneminde televizyon ekranlarına gelen bazı programların, geleneksel aile yapısına, değer yargılarına ve gençlerin ruhsal ve fiziksel gelişimine kayıtsız tavırlar sergilediğini söyledi.

    Bu konuda yalnızca hayıflanmanın yeterli olmayacağını vurgulayan Şahiner, yayınlardan duydukları rahatsızlığı RTÜK ile Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığına duyurmayı hedeflediklerini belirtti.

    Şahiner, sözlerini şöyle sürdürdü:

    ''Aşk-ı Memnu ve Nefes adlı dizilerin geleneksel aile yapısını, etik değerleri hiçe sayan tavrı, kadını yalnızca bir madde olarak algılaması ve cinselliğin bu derece ön planda bulunması oldukça rahatsız edicidir. Çocukların henüz ayakta olduğu bir saatte yayımlanan dizilerde, toplumca onaylanmayan davranışların normal karşılanması, rahatça ortaya konulması aile yapısına bir tehdit, bir saldırıdır. Bu ve benzeri dizilerde ciddiyetsiz, etik sınırları zorlayan davranış örneklerinin yanı sıra, şiddetin onaylandığı hatta övüldüğü yapımların da yer alıyor olması, bu yayınların alkışlanarak büyük reklamlarla sunulması, bizleri oldukça üzmektedir.

    Yaş On Beş adlı yarışmada 18 yaş altındaki gençlerin, anneleri tarafından hazırlanıp performans sergilemeleri de son derece düşündürücüdür. Ailelerin, pedagogların ve ilgili Devlet Bakanlığının bu yarışmada olanlara tepki vermesini, duruma müdahil olmasını bekliyoruz.''

    Şahiner, aileleri, yalnızca kanal değiştirerek ya da bulundukları yerden duruma söylenerek değil, RTÜK'ün 444 1 178 No'lu hattını arayarak tepki göstermeye çağırdı.


    Bakan Akdağ'a merak edilen 19 domuz gribi sorusu

    Bakan Akdağ'a 19 domuz gribi sorusuDomuz gribi ve aşı ihalesi ile ilgili her kafadan bir ses çıkıyor ve maalesef kafa karışıklığı virüsten daha hızlı yayılıyor. Bu yüzden Sağlık Bakanı Recep Akdağ’a aşı ve ihale süreciyle ilgili merak edilen soruları yanıtladı


    Eyüp Can'ın söyleşisi

    Domuz gribi ve aşı ihalesi ile ilgili her kafadan bir ses çıkıyor ve maalesef kafa karışıklığı virüsten daha hızlı yayılıyor. Bu yüzden Sağlık Bakanı Recep Akdağ’a aşı ve ihale süreciyle ilgili kamuoyunu meşgul eden önemli bulduğum soruları sordum.

    İşte o sorular ve cevapları:


    1- Siz hangi tür domuz gribi aşısı oldunuz?

    Novartis firmasının “Focetria®” markalı aşısı ile aşılandım. Bu aşı adjuvanlı bir aşı.


    2- Amerika’da uygulanan aşıdan farkı ne?

    Domuz gribi aşısını üreten üreticilerden Novartis, GlaxoSmithKline ve Sanofi Pasteur firmalarının tüm dünya için yaptıkları aşı üretimi aynı. Ülkemiz için özel bir aşı üretimi söz konusu değil.

    Fakat ABD’de antijen miktarı daha fazla olan adjuvansız aşı ve kısıtlı miktarda burun spreyi şeklinde uygulanan canlı virüs aşısı kullanılıyor.

    Kanada, AB ülkeleri ve tüm Avrupa ile ülkemizde kullanılan aşı ise adjuvanlı olup daha az antijen miktarı ile aynı bağışıklık elde edilmekte.


    3- Daha mı riskli, bir de cıva oranı ne?

    Kesinlikle hayır. Ülkemize şu anda sözleşmesi yapılan 3 üreticiden ikisinin aşısı teslim edildi; Novartis ve GlaxoSmithKline.

    Bu ürünlerin içerisinde diğer çok dozlu aşılarda olduğu gibi koruyucu olarak thiomersal (etil cıva) bulunuyor. Etil cıva, vücutta birikmez ve metabolize edilerek atılır.

    Aşıların içerisinde bulunan oran Dünya Sağlık Örgütü’nün izin verdiği sınır içerisinde. Thiomersal 1930’lu yıllardan bu yana güvenle kullanılıyor.


    4- Aşı ihalesiyle ilgili çok fazla spekülasyon var, ihale nasıl yapıldı?

    Dünya Sağlık örgütü tarafından pandeminin ilan edilmesi ve üretilecek olan aşı için virüs tohumunun belirlenmesinden itibaren aşı alımı için üreticilerle görüşmelerde bulunduk.

    Konunun aciliyetine binaen, Kamu İhale Kanunu’nun 22/f maddesine göre, üreticiler ile doğrudan sözleşme yaptık.

    Şartnameye; aşı için uluslararası kurumlardan ve ülkemizdeki otoriteden ruhsatlandırma şartı ile virüsün değişikliğe uğraması durumunda aşının değiştirilmesi kuralı kondu.

    Teslimi yapılan aşı miktarına göre ödeme yapıyoruz.


    5- Arada aracılar var mı?

    Direkt üretici firmalardan alım yapılıyor, aracı yok.


    6- Fiyat nasıl belirlendi?

    Fiyat firmalarla uzun süren pazarlıklar sonucunda, ülkemizle benzer gelir grubunda yer alan ülkeler için firmalar tarafından öngörülen birim fiyatların en uygun seviyesi dikkate alınarak belirlendi.

    Yapılan görüşmelerde fiyat unsuru ve aşıların erken teslimi önceliğimizdi. Aşı bağlantısının yapılması pandemide bir sigortadır.

    43 milyon doz aşının tamamı alındığında yaklaşık 220 milyon Euro ödeme yapılacak.


    7- Amerika ya da Almanya gibi ülkelerle bizim aldığımız aşıların fiyatı aynı mı?

    Ülkeler tarafından alınan aşıların fiyatları açıkça deklare edilmiyor, tahminimiz 7 Euro cıvarında. Oysa biz aylar süren pazarlıklar yaptık.

    7.3 olan fiyatı 5.2 Euro’ya indirdik. Aşı üretilemese bile bu riske maddi katılım ve şartsız ön ödeme istendi, kabul etmedik.


    8- 43 milyon doz aşının tamamı kullanılmazsa bu aşılar ne olacak?

    Yapılan sözleşmede, virüsün mutasyona uğrayarak değişmesi ve aşının etkisiz hale gelmesi durumunda, yeni virüse göre üretilecek aşı ile değişim yapılması söz konusu.

    Ayrıca gelişen süreçte, 43 milyon doz aşının tamamına ihtiyaç olmaması halinde bu miktarın azaltılması da mümkün.


    9- Neden 43 milyon dozluk anlaşma yaptınız, risk gruplarını nasıl belirlediniz?

    43 milyon doz aşının uygulanacağı öncelikli risk grupları, WHO, CDC ve ECDC’nin önerileri doğrultusunda Pandemi Bilim Kurulu’nca belirlendi. Yani aldığımız hiçbir karar keyfi ya da kişisel değil her şey bilimsel.

    Üretici firmalarla yapılan görüşmelerde aşıların erken teslim konusunu ön planda tuttuk böylece aşıların ilk partilerinin Avrupa ülkeleri ile aynı dönemde ülkemize gelmesini sağladık.


    10- Dünya Sağlık Örgütü WHO’nun kendi kaybolan itibarını kazanmak için domuz gribi salgınını abarttığı iddiası var, katılır mısınız?

    Bu ciddiye alınacak bir iddia değil. Sadece WHO değil, CDC, ECDC ve Pandemi Bilim Kurulumuz başta olmak üzere bu konudaki tüm otoriteler bu salgının önemi konusunda ısrarlı olmuşlardır.

    Ayrıca mutasyon riski konuyu daha da önemli kılmaktadır.


    11- WHO haziran ayında izole virüs örneklerini firmalara verdi ve acil aşı üretimi istedi. Oysa ilaç şirketleri genelde bir aşının üretilmesini 18 ay önceden planlar, domuz gribi aşılarının üretimi için yeterince zaman oldu mu?

    Her yıl mevsimsel grip aşısı üretimi, içeriğinde yer alacak grip virüslerinin WHO tarafından belirlenmesi sonrasında ortalama 5-6 ay sürmektedir. Domuz gribi aşısında da aynı süreç yaşanmıştır.

    Ayrıca pandemi uyarılarından dolayı aşı üreticilerinin hazırlıklı olduklarını da unutmamak gerekir. Pandemi diye adlandırılan kıtalararası salgınları kontrol altına almakta süre ve erken müdahalenin önemi açık.

    Bu nedenle WHO’nun aşı üreticilerinden en seri şekilde aşıyı üretmelerini istemesi doğru. İlk doz aşılar ancak ekim ayı içerisinde hazırlandı. Aşıların pandemi sürecine yetişmesi oldukça önemli.


    12- Aşıların acil yetiştirilmek zorunda olmasından dolayı çok eski tekniklerle ve yeterince etkinleştirilmeden üretildiği eleştirisine ne diyorsunuz?

    Aşılar günümüzde üst düzey teknoloji ile üretilmektedir. Türkiye’nin aşı bağlantısı yaptığı üreticiler en yeni teknolojileri güvenli bir şekilde kullanabilen firmalar.


    13- Risk grubunda olup da bu aşıyı yapan vatandaş ne oranda korunmuş olacak?

    Yapılan araştırmalara göre tek doz aşı sonrası korunma oranı %90 ve üzerinde.


    14- Hamileler adjuvanlı aşıyı kullanabilir mi?

    Hamilelerde hiçbir aşı ve ilaç için klinik çalışma yapılamamaktadır. Mevcut aşı için de hamilelerde ön çalışma yapılmamış.

    WHO Aşı Danışma Uzmanlar Komitesi yaptığı açıklamada, canlı grip aşısı dahil tüm grip aşılarının hamilelerde güvenle kullanılabileceğini açıkladı.

    Fakat Pandemi Bilim Kurulumuz temin edilebildiği takdirde hamileler için adjuvansız aşı kullanılmasını tavsiye etti.

    Bu karar gereğince hamileler için adjuvansız aşı bağlantısı yaptık. Bununla beraber hastalığın hamilelerde çok ağır seyretme potansiyeli olduğundan, adjuvanlı aşılar hamilelere de uygulanabilmektedir.


    15- Domuz gribinde en son ölüm rakamı ne?

    9 Kasım 2009 itibariyle 30.


    16- Ölümlerin domuz gribinden olup olmadığını nasıl tespit ediyorsunuz?

    Şüpheli vakalardan alınan numuneler İstanbul Tıp Fakültesi Viroloji Laboratuvarı ile Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi’ne (RSHM) bağlı viroloji ve bölge laboratuvarlarında incelenip teşhis konuyor.

    Bu incelemelerde en ileri teknik olan Real Time PCR yöntemi kullanılıyor. Her iki kurum da akredite laboratuvarlara sahip.


    17- Domuz gribi hangi hızda yayılırsa salgın başladı denilecek?

    WHO 6 farklı alarm düzeyi tanımladı. 6. evre kıtalararası salgının başladığını ifade ediyor. Birden çok bölgede vakaların görülmesi ve aynı dönemde çok sayıda vakanın tespiti salgının yayılmaya başladığı anlamına geliyor.

    Yani şu anda salgın başlamış durumda.


    18- Peki siz bu salgını nasıl yönetiyorsunuz?

    Tüm çalışmalarımızı risk yönetimi esasları çerçevesinde 40 akademisyenden oluşan bilim kurulu ile yürütüyoruz. Bu konudaki çalışmaları koordine etmek üzere Salgın Kontrolü ve Pandemi Koordinasyon Dairesi kurduk, 7 gün 24 saat hizmetteyiz.


    19- Her önüne gelen uzman diye konuşuyor, sizin Bilim Kurulu’nda kimler var?

    Üyelerimiz; Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji, Halk Sağlığı, Çocuk Hastalıkları, Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları, İç Hastalıkları, Epidemiyoloji, Klinik Mikrobiyoloji, Viroloji, Göğüs Hastalıkları, İmmünoloji, Yoğun Bakım, İletişim, Sosyoloji gibi farklı disiplinlerden akademisyenler.

    Ayrıca 12 üyenin katılımı ile Pandemi Yürütme Kurulu oluşturduk. Bu kurul haftada birkaç kez toplanarak sürecin gelişimine göre kararlar alıyor, vatandaşlarımızdan ricam spekülasyonlara değil bu kurula kulak versinler.

    Ünlülerin gönlünde yatan roller

    11/11/2009 | Kategori:magazin---ex---

    Ünlülerin gönlünde yatan rollerOyuncular hangi rolleri oynarlarsa oynasınlar mutlaka hayallerinde canlandırmak istedikleri bir karakter vardır... Ünlü oyuncuların gönlünde yatan roller şöyle:


    Mehmet Ali Erbil: Yaptığı espriler ve mimikleriyle Türk halkının çok sevdiği bir sanatçı olan Erbil, "Yıllardır ben komedi de oynuyorum ve herkes beni sadece komedyen sanıyor. Oysa ki benim bir konservatuvar eğitimim ve tiyatroculuk geçmişim var. Eğer ki bana bir drama teklifi gelirse mutlaka değerlendireceğim" dedi.

    SAFİNAZ OLMAK

    Nurgül Yeşilçay: Şimdiye kadar canlandırdığı dizi ve filmlerde karakterlerin hepsinden ayrı ayrı haz aldığını vurgulayan ünlü oyuncu ileride komediye ağırlık vereceğini belirtti. Yeşilçay, "Güçlü ve hırslı Lady Macbeth'i, Hürrem Sultan'ı oynamayı çok istiyorum. Safinaz karakterini de çok gerçekçi buluyorum. Safinaz'ı oynamak çok eğlenceli olur" dedi.

    Necati Şaşmaz: Kurtlar Vadisi’nin Polat'ı ünlü oyuncu mutlaka bir komedide oynamak istiyor. Şaşmaz, "Kurtlar'dan sonra bana teklif edilen komedi tekliflerini mutlaka değerlendireceğim" diye konuştu.


    RUH HASTASI BİRİ

    Vildan Atasever: Son yıllarda yetişen en iyi kadın oyuncuların içinde yer alan güzel oyuncu kendisine bir şeyler katacak rollerde oynamak istediğini söyledi. Atasever, "En çok da iç dünyası hastalıklı birini oynamayı hayal ediyorum. Bir ruh hastası, psikopatı oynasam çok sevinirm" şeklinde konuştu.

    Kenan İmirzalıoğlu: Sevilen oyuncu şimdilik polisiye rolleri canlandırmaktan son derece mutlu olduğunu açıkladı. İmirzalıoğlu şöyle konuştu: "Zamanı ve yeri geldiği zaman insanlara ne kadar esprili olduğumu da göstereceğim ve bir komedi filminde rol alacağım. İnsanları güldürmek istiyorum, bu benim en büyük arzum."


    Padişahların kadınları

    Özgü Namal: Tarihteki bir sürü kadın karaktere hayran olduğunu ifade ederek, "Padişahların veya sadrazamların kadınlarını oynamak isterim. Hürrem Sultan'ı her zaman oynamak istediğimi söylüyorum" dedi. Ünlü oyuncu Atatürk döneminde ise Fikriye ya da Latife Hanım'ı oynamak istediğini açıkladı.


    Müzikal bir filmde dans eden karakter

    Gökçe Bahadır: "Ömrümün sonuna kadar oyunculuk yapmak istiyorum" diyen genç oyuncu, çocukluğumdan itibaren müzikallere ayrı bir hayranlığı olduğunu söyledi. Fırsat verilse müzikal bir filmde, durmadan dans eden bir karakteri oynamayı çok istediğini sözlerine ekledi.

      <<Önceki Sayfa |1/923|
    08ayhanca06 Fiyatlarımız Uygundur Reklam Vermek İçin İletişim gknozdn_08@hotmail.com Türkiye'nin En Genç Paylaşım Platformu